info@drhasantanyeri.com
  +90 (0) 212 266 75 31
EN
EN
BURUN TIKANIKLIĞI
BURUN TIKANIKLIĞI
Ana Sayfa / Burun Tıkanıklığı

Kulak, burun, boğaz uzmanlarının en sık karşılaştığı şikayetlerden biri burun tıkanıklığıdır. Sebebi çok çeşitli olan burun tıkanıklıkları hasta için sıkıntılı bir durum yaratarak hayat kalitesini ciddi oranda azaltır. Burun tıkanıklığında şikayetçi olan kişi mutlaka bir Kulak, Burun, Boğaz (KBB) uzmanı hekime başvurmalıdır. Çünkü burun tıkanıklığına neden olan hastalıklardan bazıları erken tanı ve tedavi ile ortadan kaldırılmazsa hayatı bile tehdit edebilir.

1) Nezle
Burun tıkanıklığının en yaygın görülen sebeplerinden biri olan “nezle”, burun akıntısı ve halsizlikle birlikte baş gösteren bir durumdur. Dünyada nezle geçirmeyen insan yoktur. Yılda bir veya iki kez herkes nezle olur.  Sebebi nezle virüsüdür. Tedavisi için bol su tüketmek ve istirahat gereklidir. Nezle ile ilgili güncel tedaviler de geliştirilmektedir. Nezle başlamaya yakın hekim tarafından burun içine çinko bazlı belirli solüsyonlar sürülürse nezle başlamadan durdurulabilir.

2) Alerji
Burun içinde değişken ve sabit olmak üzere 2 tip yapı vardır.  Sabit yapılar, kemik ve kıkırdak dokulardan oluşur. Bunların üstünü kaplayan “mukoza” adı verilen halı ise değişken yapıları oluşturur. Burun dışından içine solunan herhangi bir parçacık, mukozada aşırı reaksiyona sebep olur ve mukoza bunu engellemek için bir itfaiye gibi çalışarak akıntı ve salgı üretir. Bu durum burun alerjisidir.

Burun alerjisi bilinen 20 ila 30 maddeye karşı olabilir. Bu maddelerin kişiye alerji yapıp yapmaması bağışıklık sistemi ile ilgilidir. Maddeler test edilip ortaya çıkarılsa bile her sene çevre kirliliği, endüstriyel atıklar ve egzoz gazları nedeniyle atmosfere yayılan yeni maddeler ortaya çıkar ve  burun bunları temizlemekte güçlük çeker. Bu durum da kendini aslında burnunun savunma mekanizması olan “alerji” olarak gösterir.

Alerjinin tedavisi için alerji olunan madde ile temasın kesilmesi, gıda ise bunun tüketilmemesi gerekir. Bunun yapılamadığı  durumlarda alerjen madde tespit edildikten sonra alerji aşıları yapılabilir. Diğer bir tedavi ise burun içine spreyle ve ağızdan haplarla salgıyı azaltacak uygulamalardır. İlaç tedavisini yanı sıra “Radyofrekans” yöntemi ile burun etleri küçültülüp nefes yolu açılabilir. Ayrıca “Rinolight” denilen ultraviyole ışınlar burun içine çeşitli seanslarda tutularak burun  içerisinde ileri derecede salgı üreten bezlerin faaliyetleri azaltılabilir. Böylece burun mukozası bir miktar gerdirilir ve hastanın daha rahat nefes alması ve alerjen gördüğünde ileri derece salgı üretmesi engellenir. 

3) Burunun Yapısal Bozuklukları

a) Orta Duvar Eğriliği (Septum Deviasyonu)
“Septum” adı verilen, kemik ve kıkırdaktan oluşan burunun orta duvarı, her iki pasajı iki eşit alan olarak böler. Bu duvarın çoğunlukla travmatik nedenlerle normalden sapması ya da  eğriliği, bu pasajlarda darlık yaratacağı için hava geçişini engeller. Buna “Septum Deviasyonu denir. Bu durum doğuştan ya da sonradan gelişebilir. Kıkırdak ve kemikten oluşan burun, yapısal olarak kendisine gelen travmayı emici özelliğe sahiptir. Ancak doğum sırasında doğum kanalından geçerken bebeğin burnunun, annenin pelvis duvarına dayanarak uyarı alması ile de daha sonra orta duvarda eğrilik ortaya çıkabilir. Yine emeklerken ya da çocukken bisikletten düşerek burunu bir yere çarpmak gibi sebepler de bu duruma sebep olabilir. Septum deviasyonun oluşması için mutlaka bebeğin burnunun kırılması gerekmez. Burun kemik ve kıkırdakları, alınan uyarana göre gelişim sırasında sağa ya da sola doğru yayılım gösterir.

Septum deviasyonu zaman içinde pasajların daralmasına sebep olur. Daha sonra burunun yan duvarlarında burunun kliması görevini üstlenen burun etlerinin de büyüyerek işe katılmasıyla durum daha da içinden çıkılmaz bir hal alabilir.

Septum deviasyonu halk arasında "burnumda et var" ya da "bende geniz eti varmış" gibi tanımlanabilir. Aslında burada et büyümesi gibi bir durum yoktur. Burada burun bölmesinde bir eğiklik söz konusudur. Hastalar doktora genellikle burundan nefes alma güçlüğü ile gelirler. Bazen de gün içinde problem yaşamamakla beraber özellikle geceleri burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma ve horlama yakınmaları ile başvururlar. Bazı hastalar sık sık sinüzit atakları geçirdiklerinden bahsederler. Burun içindeki hava sirkülasyonunun bozulmasına bağlı burun mukozası kurur. Bu da tekrarlayan burun kanamalarına neden olabilir. Akciğerlerimiz burundan geçerek gelen havayı tanır, bu havaya karşı duyarlıdır ve akciğer alveolleri (hava kesecikleri) burundan solunarak gelmiş havayla optimum düzeyde şişer (nasopulmoner reflex). Böylece kanın oksijenlenmesi en iyi şekilde sağlanmış olur. Ancak septum deviasyonu olan kişi burun yoluyla hava alamayıp ağız solunumu yapmaya başladığında akciğer alveolleri yeterli şişemez ve kanın oksijenlenmesi de o oranda düşer. Bu durum ilerleyen yıllarda hastada Pulmoner Hipertansiyon ve kalbin yüksek basınçlı bölgeye kan pompalamakta zorlanmasına bağlı Kor Pulmonale gelişmesiyle sonuçlanabilir.

Septum deviasyonunda tedavi cerrahi olarak burun bölmesinin düzeltilmesidir. Ancak her deviasyonun ameliyat edilmesi gerekmez. Doktor muayenesi sırasında teşhis ettiği  eğrilik derecesi, hastanın şikayetleri ve tecrübesine göre hastaya ameliyat önerir. Yani burnundan rahat nefes alan bir kişiye sadece eğrilik olduğu için ameliyat yapılmaz.  

b) Burun Eti Anormallikleri

i) Alt Konka Bozuklukları:
“Konka” denilen burun içindeki yapılar, her bir burun boşluğunda üçer adet olmak üzere, burnun ön- arka doğrultusunda yerleşmiş sosis benzeri yapılardır. Bunların şişme ve büzülme özellikleri vardır; yani erektil dokulardır. Burun içinden geçen havanın ısınması, nemlenmesi ve türbülans kazanmasında belirgin role sahiptirler. Bu kadar önemli olan bu yapılarının çeşitli sebeplere bağlı olarak, normal hacimlerinin üzerine çıkmaları durumu burun tıkanıklığına neden olurlar.
Konkaların şişmesinin birçok sebebi olabilir:

•   Burun ve sinüslerin bakteriyel ve viral enfeksiyonları
•   Alerjik nezle
•   Bazı ilaçların kullanımında (örnek: bazı hipertansiyon ilaçları, dekonjestan burun damlalarının uzun süre kullanılması vs.)
•   Hormonal bazı hastalıklar
•   Gebelik

Burun bölmesinde (septumda), deviasyon (eğiklik) olan tarafın tersi olan tarafta eğer konkalar büyümüş ve hava akışını engellemeye başlamışsa, bir KBB uzmanı tarafından tedavi seçenekleri hastaya sunulur.

Tedavi tıbbi ve cerrahi olmak üzere iki şekildedir. Hastalığın sebebine bağlı olarak öncelikle ilaç tedavisi tercih edilir. Ancak ilaçlarla tedaviye yanıt vermeyen hastalarda cerrahi tedavi gündeme gelir. Cerrahi tedavide amaç burun içi ve konkaların yüzeyini bir halı gibi saran mukozaya zarar verilmeden konkanın küçültülmesidir.

Bunun çeşitli teknikler vardır:

•   Radyofrekans: Konka içine yüksek frekanslı ses dalgaları gönderilir. Konkanın içinde yaklaşık 2-3 hafta sonra fibrozis (nedbe dokusu) oluşur. Bu da konkanın küçülüp büzülmesine yol açar.
•   Shaver (Tıraşlama): Bu aletler ile konkanın polipleşen kısımları tıraşlanabildiği gibi, konkanın içinde bulunan kemik iskeletin mukoza korunarak tıraşlanabilmesi de mümkündür.
•   Konkal Kemiğin Sumüköz Rezeksiyonu: Bu daha eski bir yöntemdir. Burada yine mukoza korunarak konkanın kemik iskeleti shaver dışı aletlerle (forseps vs.) dışarı alınır. 

ii) Orta Konka Bozuklukları:
Orta burun etleri, bulundukları yer itibarıyla alt burun etleri kadar burun klimatizasyonunda görev almazlar. İnip şişme kabiliyetleri alt burun etlerine göre daha azdır. Orta burun etleri çoğunlukla burunun içine dağılan koku alma sinirlerinin uç liflerini içerirler. Ayrıca bazen orta burun etlerinin hacimleri, içlerine hapsettikleri hava miktarı nedeniyle büyük olup orta burun bölgesini işgal edebilirler. “Konka Bulloza” adı verilen orta burun bölgesi işgali, burun solunumunu azaltabilir. Ayrıca orta burun etinin normalden büyük olması sinüs kapılarının ağzını tıkayıp sık sık sinüzite sebep olabilir. Böyle durumlarda orta burun etleri de ameliyat ya da radyofrekans yöntemi ile ufaltılabilir. Ayrıca Özellikle çocukluk yaş grubundaki burun tıkanıklıklarında düşünülmelidir.
Burun içerisine bakıldığında polipe benzer bir yapı görülür. Ama polipten farklı olarak kalp atım sesi verebilir.  Yani görülen polip değil, beyin dokusudur. Tedavisi cerrahi ile burun tıkanıklığını kaldıracak şekilde burun içindeki beyin fazlalığını alıp, yukarıdaki defektin tamiri ve kapatılması şeklinde olur. 

4)Vazomotor Rinit

Vazomotor Rinit’te buruna bakıldığında alerjik buruna ilişkin soluk morumsu ya da patlıcan moru şeklinde görüntü olmaz; ama burun etleri çok büyüktür ve bu da burun tıkanıklığı yapar. Araştırmalarda bunun sebebinin alerji ya da sinüzit olmadığı anlaşılır. Yani alerji ya da septum deviasyonu olmadan, burun etleri şişliğinin yol açtığı burun tıkanıklığı durumuna “Vazomotor Rinit” denir.  Sebebi burun içini döşeyen mukoza denilen halının şişip inmesini sağlayan sinirlerde herhangi bir nedenle bozukluk olması ve halının sürekli şişmesidir. 

Vazomotor Rinit’in tedavisinde burun etleri radyofrekans lazer ve ilaçlı burun spreyleri ile gerdirilip düzeltilebilir. Ayrıca ameliyatsız “endoskopik nazal ilaçla tedavi” yoluyla ilaçlar  belirli bölgelere burun doktoru tarafından pamuklu çubukla dokundurulur ve o bölgelerin tedavisi sağlanır. Böylece burun içindeki şişlik iner. Bu işlem tamamen muayenehane şartlarında yapılabilir.  Alternatif bir tedavi olarak da halının şişmesine sebep olan sinir sisteminin ana şebekesi cerrahi ile kesilebilir. Ayrıca burun içini döşeyen halı lazer ya da radyofrekans ile de ufaltılabilir. 

5)Polipler

Burun polipleri burun mukozasından kaynaklanan, yer çekimi etkisi ile aşağı doğru sarkan, üzüm salkımı görüntüsündeki, normalde burun içinde olmaması gereken ödemli yapılardır. Burun polipleri tek bir burun boşluğunda sadece belli bir yerde olabildiği gibi her iki burun boşluğunda, hastanın burnundan nefes almasını tama yakın engelleyecek şekilde yaygın da olabilirler. Hastaların doktora başvurma sebepleri genellikle burun tıkanıklığıdır. Hastalar burunlarının bir ya da iki tarafından nefes alıp vermekte zorlandıklarını belirtirler. 

Burnumuzda polip oluşmasına birçok hastalık sebep olabilir:

•Alerjik Rinit
•Antrokoanal Polip
•İnverted Papilloma
•İnflamatuar polipler (Ör: Kronik Sinüzit)
•Kistik Fibrozis (Çocuklardaki poliplerde mutlaka akla gelmelidir)
•Aspirin hassasiyeti
•Kartagener Sendromu
•Nazal Mastositozis

Tedavide öncelikli olarak polipler ilaçlarla ufaltılmaya çalışılır. Spreyler yoluyla bazen de damardan ya da hap yoluyla şişlik giderilmeye çalışılır. 

Polipler için uygulanan ilaç tedavisi:

1. Burun içine uygulanan steroidli spreyler
2. Sistemik steroid tedavisi
3. Antihistaminikler
4. Antibiyotikler 

İlaç tedavisi sonrasında burun ve sinüsleri görüntüleyen bilgisayarlı tomografi gerekebilir. Bazı durumlarda hiç ilaç tedavisi yapılmadan burun içindeki polipten biyopsi alınması gerekebilir. Bazen de ilaç tedavisi ya da biyopsi olmadan direkt bilgisayarlı tomografi çekilmesi istenir.  

İlaçla tedavi edilemeyen ileri derecede poliplerde cerrahi yoluyla lokal bir temizlik yapılır. Cerrahi gerektiren durumlar:

•Antrokoanal polip
•İnverted papillom 
•Osteomeatal kompleks hastalığına neden olan polipli kronik sinüzit 

6)Rinitis Medikamentoza (Damla Bağımlılığı)

Burun içerisindeki damarları ve tüm halıyı büzen (Dekonjestan) damlalar, hastaların rahat nefes almasını sağlar. Buna alışan hasta sürekli bu damlaları kullanırsa giderek istediği etkiyi yaratmak için daha fazla dozda damla kullanması gerekir. Böylece damlanın etkisi azalır ve istediği sonucu alamaz. Bu duruma “Damla Bağımlılığı (Rinitis Medikamentoza)” denir. Bu durumda en etkili şey damlanın kesilmesi ve radyofrekans ile burun içinde en çok şişen alt burun etlerinin ufaltılmasıdır. Bu spreyler uzun süre kullanımda koku alma duyusunu etkilediği gibi yüksek tansiyona da sebep olabilir. 

7)Tümörler

Burun tümörleri iyi ve kötü huylu olabilmektedir. 

Belirtilerden biri ya da birkaçı olduğunda zaman kaybetmeden bir KBB uzmanı hekime baş vurmak gerekir:

•Özellikle tek taraflı burun tıkanıklığı
•Zaman zaman kanlı olabilen burun akıntısı
•Yüz ağrısı
•Koku alma problemleri 
•Burun kanması 
•Hoş olmayan koku 
•Geniz akıntısı
•Sinüzitte olduğu gibi iltihap 
•İleri vakalarda burun tıkanıklığı ile birlikte lokal yolla komşu bölgelere yayılarak bu bölgelerle ilgili belirtilerin ortaya çıkması: Ör: Göz ya da beyinle ilgili sorunlar.

Yayınlanmış bazı çalışmalar, özellikle ahşap endüstrisinde çalışanların, burun içinde depolanacak kadar ince tozun (sert tahta tozunun) solunması sebebiyle, bu sektörde çalışmayan normal kişilere nazaran 70 kat daha fazla riskli olduklarını göstermektedir. Mesleki faktörler göz ardı edildiğinde kadın erkek oranı 2:1 gibidir. Menopoz sonrası kadınlarda görülme sıklığında hafif bir artış izlenmektedir. Histolojik yani hücresel düzeyde tümör çeşitlilik gösterebilir.

Hekim tümörden şüphelenirse Tomografi ya da MR gibi görüntüleme yöntemlerine baş vurur. Tümör görüntülendiğinde biyopsi alınarak patolojik inceleme sonrasında tanı konur. 

İyi Huylu (Selim) Tümörler

Anjiofibrom: Özellikle erkeklerde 11 ila 15 yaş arasında ergenlikle birlikte, genizde giderek tıkanıklık oluşturan anjiyofibrom denilen bir patoloji oluşabilir. Hasta genellikle burun kanaması ile doktora başvurur. Anjiyofibrom’un tedavisi cerrahi olmakla birlikte bazen radyoterapi de uygulanabilir. 
Kondrom: Kıkırdaktan köken alan tümörlerdir. 
Osteom: Kemik yapılardan köken alan tümörlerdir. 
Osteofibroz: Hem kemik hem kıkırdak yapılardan köken alan tümörlerdir. 
Fibröz Displazi: Kemiğe ait bir patolojinin, burun içerisinde kemik üzerinden tıkanıklığına sebep olduğu durumdur. 

İyi huylu tümörlerin tedavisi lokal olarak burun tıkanıklığına yol açan tümörün cerrahi olarak çıkarılmasıdır. 

Kötü Huylu (Habis) Tümörler

• Skuazmöz Hücreli Karsinom: Burun içini döşeyen mukozanın epitel tabakasından köken alan kanserler burun içerisinde yer alabilir.
• Adenoid Kistik Karsinom: Aynı zamanda burun içerisinde burun içerisinde salgı üreten bezler vardır. Bu bezlerden köken alan tümörler olabilir.
• Mukoepidermoid Karsinom:
• Burun içi Lenfoma:
• Kemik (Osteo Sarkom) ve Kıkırdak (Kondrosarkom) Habis Tümörleri
• Olfaktör Nöroblastom:  Koku alma siniri, burunla beyin arasındaki ince bir elekten, ince lifler halinde burnun üst bölgelerine yayılır. Koku sinirlerinin bazı tümörleri büyüyerek burun tıkanıklığına yol açabilir. 

Kötü huylu tümörlerin tedavisi; cerrahinin yanı sıra ve/veya kemoterapi ve radyoterapi  ya da sadece radyoterapi şeklinde olur. 

8)Beynin Burun İçine Fıtıklaşması (Ensefalosel) 

Sıklıkla kafa tabanında bulunan bir defekt nedeniyle beyin dokusunun burun içine fıtıklaşmasıdır. Çoğunlukla fıtıklaşan kısım beyin zarlarıdır. 

Bu durum doğuştan tamamıyla bu bölgelerde bir açıklık olup oradan dışarı doğru fıtıklaşması şeklinde de olabilir. Özellikle çocukluk yaş grubundaki burun tıkanıklıklarında düşünülmelidir.

Burun içerisine bakıldığında polipe benzer bir yapı görülür. Ama polipten farklı olarak kalp atım sesi verebilir.  Yani görülen polip değil, beyin dokusudur. Tedavisi cerrahi ile burun tıkanıklığını kaldıracak şekilde burun içindeki beyin fazlalığını alıp, yukarıdaki defektin tamiri ve kapatılması şeklinde olur. 

9) Koanal Atrezi (Arka burun deliklerini kapalı olması)
Burun boşluğu anatomik olarak arkada koana dediğimiz delikler aracılığıyla nazofarenkse (yutağa) açılır. Eğer doğuştan bu bağlantı bulunmazsa buna “Koanal Atrezi” denir. Her iki burun boşluğunda atrezi varsa bu genellikle yaşamla bağdaşmaz. Bu sebeple iki taraflı Koanal Atrezi varsa bu acil durumdur. Bebek doğar doğmaz kadın doğum hekimleri bebeğin “Apgar Skoru”na bakarlar. Apgar skoru bebeğin görüntüsü, siyanoz denilen morluğu ve nabzı gibi bilgilerden oluşur. Ayrıca her doğan bebeğe rutin olarak burundan nazogastrik sonda verilir. Bu sonda, burundan girip ağızdan çıkıyor ise Koanal Atrezi bebekte yoktur demektir. Hekim bunu uygulayıp bebekte iki taraflı tıkanıklık teşhis ederse acil ameliyat gerekir. Çünkü böyle bir bebek süt ememez ve morarır. 

Tek taraflı atreziler ise bazı belirtiler verir:

•   Genellikle tek taraflı burun tıkanıklığı
•   Tek taraflı burun akıntısı
•   Emzirme sırasında atrezik taraf altta kaldığında solunum

Tanıda bir besleme sondası, burun boşluklarından geçirilerek ağız boşluğuna geçip geçmediğine bakılır ya da boyalı bazı solüsyonlardan buruna damlatılarak ağza gelip gelmediği kontrol edilir. Daha kesin olarak tanı endoskopik muayene ile direkt görülerek konur.
Tek taraflı Koanal Atrezi varsa çocuk normal hayatını sürdürebilir. İlerleyen zamanlarda deliğin açılıp solunumda normal koşullara ulaştırılması gerekir.

Koanal atrezide tedavi cerrahidir. Atrezi çeşitli cerrahi yaklaşımlarda açılır. 

10) Geçirilmiş Ameliyatlara Bağlı Yaralanmalar
Günümüzde özellikle estetik ameliyatların artması sonucu estetik ve güzellik ön planda tutulmaya çalışılırken burunda kalıcı hasarlar oluşabiliyor. Estetik cerrahide dokunulmaması gereken kıkırdaklarla oynandığında “Alar Kollaps” denilen burunun yan duvarlarında bulunan alt kıkırdakların iç kısmı içeri doğru çöker. Bu durum aynen buruna mandal takmış gibi bir problem yaratır. Bunun düzeltilmesi cerrahi ile olur.

Yine estetik burun cerrahisi sırasında  burun orta duvarının ameliyat sırasında delinmesi ve deliğin büyük olması problem yaratabilir. Bu hastalarda hava trafiği sağdan sola, soldan sağa kaçabildiği için resistanda değişiklik olduğu için nefes alıp verme sorunu olur. Ayrıca burunun içerisinin dikkatli şekilde ameliyatının yapılmamasından kaynaklanan hava geçişini engelleyici bir takım yapışıklıklar da olabilir. Bu durumların tedavisi cerrahidir. 

11) Sinüzit
Yüz kemikleri içinde içi hava dolu boşluklar vardır. Bu içi hava dolu boşlukların her birinin burun pasajlarına açılan tünel şeklinde kapıları bulunur. Bu tünel şeklindeki kapıların içi, nezle gibi sebeplerle şişer ve tıkanırsa, boşlukların içinde salgı birikir. Bu birikim de iltihaplanırsa bakterilerle birlikte “sinüzit” oluşur. Sinüzit yüz kemikleri içinin iltihaplanması durumudur. Böyle bir durumda geniz akıntısı, öksürük, balgam ve yüz bölgesi, burun kökü ve göz çukurlarında ağrı olur. Ayrıca diş etlerinde çekilme tarzında ağrı, koku alma bozuklukları gibi şikayetler de olabilir.

Sinüzitin burun içerisine yaptığı akıntı nedeniyle alt burun etleri şişip burundan nefes alıp verme engellenebilir. Yani sinüzit deviasyon yapmaz; ama burun içini döşeyen halıyı şişirip hastada burun tıkanıklığı olmasına sebep olur.  Bu hastada, burun tıkanıklığı tedavi etmenin yolu sinüziti tedavi etmektir.

Sinüzitin tedavisi, burun içine yapılan bir takım yıkama, sprey ve ağızdan alınan haplarla olabildiği gibi, günümüz rinoloji biliminde bazı durumlarda ameliyatsız olarak belli ilaçlar  sinüs ağızları ve sinüs kapılarına dokundurularak, bu bölgelerde hava akışı ve sinüslerin havalanması sağlanır. Buna “endoskopik nazal ilaçla tedavi” denir.

Daha ileri sinüs kapılarının tamamen kapalı olduğu vakalarda endoskopik sinüs cerrahisi ile burun içerisine yöneltilen burnun içinin görülmesini sağlayan endoskop denilen ince aletler aracılığıyla, sinüs içerisi yıkanır ve kapı açıklığı temin edilecek şekilde onarım yapılır.

Bunun bir başka şekli de özellikle alın sinüsleri için geliştirilmiş balon yöntemidir. Burun içerisine huni şeklinde bir tünelle açılan alın odası bulunur. Mukoza denilen halının şişmesi, bazen etraf hücrelerin anatomik darlık yapacak şekilde huni şeklindeki tüneli daraltmaları sebebiyle tıkanır. Böyle durumlarsa sinüs ağzına balon gönderilerek balon şişirilir ve hava giriş-çıkışı sağlanarak hasta rahatlatılır. 

12) Geniz Eti Büyümesi:
Boğazda bağışıklık mekanizmasının parçası olan lenfoid dokular vardır. Bunlar ağzımızı açtığımızda gördüğümüz bademcik, dil kökündeki bademcik, burun yan duvarlarındaki bazı dokular ve özellikle çocukluk çağda geniz bademciği dediğimiz halk arasında “geniz eti” denilen dokulardır. Bunu gidiş-dönüşlü bir tüneli bulunan bir otoyol olarak düşünebiliriz. Bu tünelin içindeki orta duvar septum adı verilen burunu ortadan ikiye ayıran orta duvardır. Tünelin yan duvarlarında sosis şeklinde, şişip inebilen, burun eti (konka) adı verilen yastık çıkıntılar vardır. Tünelin giriş yeri ön burun delikleridir. Tünelin çıkış yeri arka burun delikleridir. Bu burun delikleri östaki burusu denen büyük bir yere açılır. Bu yere kulağı havalandıran borular da açılır. Geniz bademciği de ağız açıldığında görünmeyen yumuşak damağın arkasında ve  burunun gerisindeki bu yerdedir.

Erişkinlerde geniz bademciği yoktur. Burun eti ve geniz eti farklı şeylerdir. Geniz eti sadece çocukluk çağda var olan, buradaki bademciğin çevresel faktörlere ya da iltihaba bağlı olarak ileri derecede büyüyüp arka burun deliklerini tıkanması durumudur.

Çocuk ön burun deliklerinden nefes alıp-veriyor; ama arka burun deliklerini karnabahar tarzı bir oluşum kapatır. Bu sebeple nefes alma fonksiyonunu bozulur.. Uykuda gece terlemesi, ağzı açık uyuma, horlama, kafa terlemesi, huzursuz uykuya sebep olur. Uzun süre düzeltilmediğinde de ağız ve çene bozuklukları damakta pembeleşme, üst çenenin öne doğru itilmesi gibi gelişme geriliği  ve hatta oksijenlenmeme ile direk ilişkisi ispatlanmış dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun oluşmasına katkı sağlar.

Bağışıklık sisteminin bir parçası olan geniz etinin büyümesi çocuklarda gün geçtikçe daha sık görülen bir durumdur.  Büyümesi çevresel faktörlere karşı ileri derecede çalıştığında olur.

Geniz eti ilaçla ufalmaz. Büyüme sınırda ise spreylerle belli bir oranda tutulabilir. Ama sınırı aşmış geniz etleri basit bir ameliyatla yerinden alındığında ön burun deliklerinden alınan hava arka burun deliklerinden de aşağı doğru akmaya devam eder. Böylece gerçek solunum yapılabildiği için akciğerler iyi hava almaya başlar. Dolayısıyla da geniz eti sebebiyle oluşan şikayetler azalır ya da ortadan kalkar.

Bağışıklık siteminin bir parçası olarak oluşan geniz eti çocuklarda 5-6 yaşlarında en büyük haline gelir, 9-10 yaşlarında itibaren gerileyerek ilerleyen yaşlarda yok olur. Yani erişkin yaşta çok nadir durumlar dışında geniz eti olmaz. 

13)  Boş Burun Sendromu
Burnun içi girintili çıkıntılı olan korunması gereken bir yapıdır. Burun içine uzman olmayan kişiler tarafından işlemler yapılırsa, yani fazla müdahale görürse burun içi çok açık olur ama hasta nefes alamıyormuş, burnu tıkalıymış gibi hisseder. Çünkü esas nefes alıp vermeyi hissettiren şey, burun içine çarpan havanın belirli bölgelere belirli basınçlar yapıp, anoforlayarak havayı hissetirmesinden kaynaklanır. Bu sorunu çözmek için burun içine başka materyaller konarak düzleşmiş bölgeler şişirilmeye çalışılır. Ancak burnun orijinal fonksiyonlarını kazanması maalesef çok zor olur. 

14)  Burunda Yabancı Cisim
Genelde çocuklar farkında olmadan burun içerisine herhangi bir şey tıkayabilir. Tıkanıklık yaratan bu durum ebeveynler tarafından fark edilirse hemen doktora giderek özel bir sonda ile oradan çıkarılması gerekir. Kesinlikle böyle bir durumda evde ya da acilde cımbızla çekilme gibi işleme kalkışılmamalıdır. Çünkü böyle bir girişim buruna kaça şeyin daha ileriye gidip çocuğun nefes borusunun tıkanmasına sebep olabilir. Bu sebeple cismin çıkarılması işlemi bu konuda eğitim alan bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından yapılmalıdır.
Bazen buruna cisim kaçması çocukta uzun süre fark edilmeyebiliyor. Bu durumda çocukta tek taraflı aşırı kokulu akıntı gibi belirtiler olabiliyor. Ebeveynler bu durumda çocuğu sinüzit ve benzeri şikayetlerle çocuğu doktora getirebiliyor. Yapılan incelmelerde çocuğun burnundan yabancı maddeler çıkabiliyor.

İLETİŞİM
Fulya Mah. Yesilcimen Sok. No. 12
Polat Towers Residence Ofis Katı: 443,
34360 İstanbul

Telefon : +90 (0) 212 266 75 31
Email : info@drhasantanyeri.com
Copyright @ 2016. Prof. Dr. Hasan Tanyeri.
Bu sitede yer alan içerik bilgi amaçlıdır. Doğrudan doktor tavsiyesi olarak algılanmamalıdır.